Mualla GÖKÇE
Profesyonel Koç

KAYGININ EN İYİ İLACI…
“hiçbir şey bilmiyorum, bildiğim her şeyi de unutuyorum.”

Biz uzmanların aşina olduğu bir cümle, an itibariyle de sıklaşmaya başladı… Öğrencileri bu cümleyi kurmaya iten motivasyon-suz-luk üzerine biraz düşünelim!
Sınav öğrencisi, süreç ilerledikçe bazı tıkanma noktaları yaşar. Konuların zorlaşması, yapamadığı soruların fazla çıkması, çalıştığı konu arttıkça eksik olduğunu düşündüğü konu sayısının da artması gibi sebepler bu tıkanmalara yol açar.
Koordineli bir çalışma olmadığı zaman bu sebeplerin bir tanesi bile öğrencinin çalışmayı bırakması için yeterlidir…
Tıkanma noktalarını tek başına aşamayan öğrencinin güçlü bir motivasyonla yola devam etmesi takdir edersiniz ki pek olası değil.
Aslında yaşanan tıkanmalar sürecin doğal bir parçasıdır. İnsanın zihinsel işleyiş modeli, “Algısal Organizasyon” temelinde çalışır. Bu iç ve dış çevreden gelen uyarıcıların bir bütün olarak algılanması anlamına gelir. İnsanların olay ya da durumları bir bütün olarak algılamalarını sağlayan ilkeler; benzerlik, yakınlık, tamamlama, sürekliliktir.
Öğrenci çalışma sürecini bu ilkeler çerçevesinde anlamlandırır.
Çalıştığı konularda eksikleri olduğu için, çalışacağı her konuda eksikleri olacağını düşünür,
Zorlandığı derslerle hemen diğer dersler arasında yakınlık kurup onlarda da zorlanacağı endişesine kapılır,
Öğrencilerin karşılaştığı durumun psikolojik özeti;
Bugünden önce üzerine çalıştığı konulardaki bazı eksiklerin verdiği bir yetersizlik duygusu var.
Bir de bugünden sonra çalışacağı yani henüz bir çalışma yapmadığı konuların eksik olmasının verdiği yetersizlik duygusu var.
Bu iki duygu arasında zihinsel olarak bir benzerlik, yakınlık kurulur.
Bu duygu birleştirme organizasyonu ile tüm süreci bütün olarak değerlendirir. Genel bir çıkarımda bulunan öğrenci “Hiçbir şey… her şey…” gibi genellemelerde bulunarak motivasyonu düşürecek düşüncelerle bakmaya başlar.
“Daha önce çalıştıklarım tam değilse, çalışacaklarım da tam olmayacak” gibi bir tamamlamayla, bugünden önce ve sonra arasında bir süreklilik kurarak psikolojisini iyice çıkmaza sürükler. Tabi ki tüm bunlarla baş edemeyeceğini düşünen kişi pes etmeye hazırdır.
Pekiyi ne yapmalı?
Düşünce-bakış açısı değişirse buna bağlı olarak duygu da değişir. Duygu değişirse ortaya çıkan davranış değişir.
Bahsi geçen konuda bir öğrenci ya da öğrenciyle çalışan uzman öncelikle bakış açısı değiştirmeye çalışarak işe başlayabilir.
Önceki çalışılmış konularda tabi ki eksikler çıkabilir, hatta çıkmalı. Eksikler tespit edildikten sonra onları öncelikle ele alıp kısa sürede tamamlamaya gidilir. Henüz çalışılmamış konular ise sırası geldiğinde çalışılacak ve sonrasında çıkan eksikler analiz edilip kısa sürede tamamlamaya gidilecektir.
Ayrıca bu yolu yürüyen her öğrenci benzer durumu farklı biçimlerde yaşıyor. O anda ilgilenilmesi gereken konu her ne ise ona odaklanmalı.
Bu bakış açısıyla bakan öğrenci özgüven ve sakin kalabilme duygusunu hisseder. Duygu bu olunca da eksik analizini yapıp hemen işe koyulur. Zira karmaşanın azalması kaygının en iyi ilacıdır. Öğrenci artık çaresizliğe saplanıp yarıda bırakmaktan kurtulur. Süreci sakince karşılar ve ne yapılması gerekiyorsa yapmak için harekete geçmeye hazırdır.
Süreci bu şekilde tecrübe eden öğrencilerin bahsettiğimiz farkındalıkla hareket ettiği takdirde emeklerinin karşılığını bulacağından şüphe duymuyorum. Emek veren tüm öğrencilere başarı dileklerimle…